Ana içeriğe atla

Hikayem

1 Ağustos 1990’da başladı hikayem. Çocukluğuma dönüp baktığımda Çomranlı Köyü sokaklarında oynadığımız oyunları hatırlıyorum en çok. Çomranlı Köyü İlköğretim Okulu’nda başlayan öğrencilik hayatım Çaycuma Teknik Lisesi’nde devam etti. Matematik, geometri, fizik… İlgi duyduğum bütün alanlara dair öğrenme hevesim beni bilgisayar programcılığına itti. Şu an da Karabük Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğr. Bölümü’nde 3. Sınıf öğrencisiyim.

Hayatın zor olduğuna ne kadar inanmasamda, yollarımın kesisştiği bilgisayar programcılığı bana hayatın ne kadar zor olduğunu öğretti. Ama ben buna aldırış etmiyorum ve inatla bu mesleği hayatımın bir parçası olarak görüyorum ve eminim ki öyle de devam edecek.

Estetik ve tasarıma duyduğum ilgi ilk başta inşaat daha sonrada mimarlık alanına yönlendirdi. Tabi bunların yanın da elektrik-elektroniğe duyduğum merakım hiç sönmedi. En sonunda bunların hepsini bir makinede toplamayı düşündüğüm ve severek istediğim bilgisayar programcılığında kendimi buldum.

Şansa inanmam ama şanslı insanlar varsa, sevdikleri işi yapıyorlardır mutlaka. Okul dışında, hocalarımla görüştüğüm de anlatırken gözlerindeki samimiyete şahit olduğumuda ve en önemlisi sorduğum bir soru üzerine yeni bir şey öğrendiğimde kendimi çok ama çok iyi hissediyorum. En doğru kararların üzerinde fazla düşünülmeden alınanlar olduğunu bir kez daha anlıyorum.

Işimden bana kalan vakitlerde en büyük tutkum müzik. Müzik gibi şiir yazmakta en sevdiklerim arasındadır. Bir gün nostalji adına belgesel yapmak en büyük hayalim. Birde bunun kitabını yazmak da var. Yazı yazmak varlığını bile bilmediğim duygularla karşılaşmak benim için, bilmediğim bir şehri, ülkeyi, kültürünü, yemeklerini tanımak da en büyük keyfimdir hayatta. Parayı zorunluk olmasa üzerimde taşımayı sevmiyorum. Ama farklı şeyleri koleksiyon yapmayı çok seviyorum. Koleksiyon yaptıkça kendimi zengin hissediyorum.

Fransız bir yazarın dediği gibi “Yazacaklarımı önceden planlamam. Bir cümle yazarım, gerisi kendiliğinden gelir.” Ben de hayatımı önceden planlamıyorum. Şu an da bulunduğum anı yaşıyorum, gerisi kendiliğinden geliyor. “Sen plan yaparken başına gelenlerdir, hayat” derler. Planları bir kenarda bekletip, hayalleri ön sıraya alıp, yeri geldiğinde, beklettiğim planları kullanarak hikayeme devam ediyorum. 

Gürsu Aşık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Basit ve Dinamik Disk Nedir? Birbirine Nasıl Dönüştürülür?

Sabit diskler Windows 2000 işletim sistemine kadar sadece temel disk (basic disk) olarak ayarlanabiliyordu. Temel disk en fazla 4 birincil bölüm (primary partition) veya 3 primary ve 1 genişleyebilir bölüm (extended partition) şeklinde yapılandırılabilir. Bir temel diskte sadece 1 tane extended partition oluşturulabilir ve sadece primary partitionlara işletim sistemi kurulabilir. Windows 2000 ile gelen dinamik disk teknolojisi, Windows 2000 den sonraki tüm Windowssürümlerinde kullanılabilmektedir. Dinamik disk kavramıyla bölüm (partition) kavramı yerinihacim (volume) kavramına bırakmıştır. Dinamik disklerde, temel disklerde olduğu gibi bir sınırlama yoktur. İstenildiği kadar volume oluşturabilir, temel disk istenirse dinamik hale getirebilir ve bu işlem esnasında herhangi bir veri kaybı yaşanmaz. Fakat dinamik diskler temel diske çevirildiğinde bir veri kaybı söz konusu olacaktır. Temel diskin bilgileri kayıt defterinde tutulur. Dinamik diskin bilgileri kendi üstünde tutulur.

GASoft MathOperations.msi

Parantezli ve içiçe yazılmış matematiksel işlemleri hesaplar. https://github.com/gursuasik/MathOperations

Einstein'in Rölativite Kuramına Bakış

Bu yüzyılın başlarında kuramsal fizikte altın çağ başladığı zaman, adı henüz bilim dünyasında duyulmamış bir fizikçi vardı. Bu, Annalen der Physık’in 1905 tarihli sayısında fotoelektrik olayı, Brown hareketi ve özel görelilikle ilgili ünlü üç çalışmasını birden yayınlayarak üne kavuşan Albert Einstein’dır. Onun fizikteki hayat boyu çalışmaları bilimin felsefesi ve yöntemleri üzerinde büyük etki yaptı. Einstein’ın kendisi bilimci filozoftu. Bu yüzyılın başlarında kuramsal fizikte altın çağ başladığı zaman, adı henüz bilim dünyasında duyulmamış bir fizikçi vardı. Bu, Annalen der Physık’in 1905 tarihli sayısında fotoelektrik olayı, Brown hareketi ve özel görelilikle ilgili ünlü üç çalışmasını birden yayınlayarak üne kavuşan Albert Einstein’dır. Onun fizikteki hayat boyu çalışmaları bilimin felsefesi ve yöntemleri üzerinde büyük etki yaptı. Einstein’ın kendisi bilimci filozoftu. O, hayranlık uyandırıcı bir şekilde felsefeyi kullanarak bugün modern bilimin önemli bir kısmı olan buluşlarını